Hiç düşündünüz mü, tüm bu hastalıkların altında aslında tek bir ortak sebep yatıyor olabilir mi? Her hastalığın başlangıcı, atomlar seviyesinde aynı olabilir mi?
Yanıt içimizde, mitokondrilerimizde gizli! Mükemmel bir sağlığa sahip olmak, hastalıkları daha oluşmadan engellemek, uzun bir ömür için gerekli ipuçlarını öğrenmek artık mümkün. Hayat boyu üst düzey fiziksel, zihinsel ve cinsel performansa sahip olmak bir düş değil. Biyolojik olarak bir üst model insan olmanın sırrına çok yakınız…
Sır içimizde, mitokondrilerimizde gizli!
En iyi enerji için mitokondrilerimize en doğru yakıtı seçmek. Asli görevimiz budur.
En doğru yakıt, mitokondrinin biyolojisine -eksik söyledim- mitokondrilerin ‘kuantum biyolojisine’ uygun olmalıdır. Çünkü bilimin geldiği son noktada artık klasik biyoloji bilgileri mitokondrilerimizdeki karmaşık enerji üretimini açıklamakta yetersizdir.Yeni biyoloji Kuantum Biyolojisidir.                                                                                       

Hastalıkları ve yaşlanmayı unutun!
HASTALANMAK VE YAŞLANMAK NORMAL DEĞİLDİR!
GENÇ, SAĞLIKLI MİTOKONDRİLERLE UZUN YILLAR YAŞAMAK..NORMALDİR.............................................................Yiyeceklerin birbirleri arasındaki hangimiz daha sağlıklıyız kavgasına dahil olmadan gelin konuyu moleküler 
açıdan ele alalım...
BİZCE kavganın arenası market değil bakkal değil yemek masası değil miğde değil bağırsak değil..
Asıl arena onların enerjiye dönüştüğü yer olan MİTOKONDRİLERDİR..
çünkü elmayı ısırdığımızda mitokondriye gidip enerjiye dönüşecek.. 
mitokondriler vucudumuzda HÜCRELERİN İÇİNDEKİ elektrik santrallarıdır ve bir tane hammadeden çok enerji 
çıkartmanın yolunu buluyorlar enerji üretme şekillerini inceleyelim.
.Vucudun içinde elektrik üretiliyor.biz elektrikle çalışıyoruz.Mitokondri maddeyi enerjiye çevirir..
elmadanda enerji çıkıyor simittende. Gövdenin içindeki enerji ise ATP moleküllerine aktarılır. açılımı Adenozin trifosfat tır ATP 
depolanmayan bir şey. 
ATP can ile ölüme karar veriyor..canlılığımızı ATP elektrik enerjisine borçluyuz.. 
Her yiyecekte her yakıt ile aynı enerjisi varmı. bunun bir matamatiği var. 
Mitokondriye giren 1 glikozdan 38 can ATP alırız ....
1 yağdan 129 can ATP alırız.
.arada fark var. demekki mitokondriler maddeyi enerjiye çevirme işini 2 milyar sene önce öğrenmiş ve 
katlamalarla enerji üretiyorlar. 
bize daha fazla enerji lazım olabilir ve vucut yakıtı beğenmez ise enerji üretmediğide oluyor.
o zaman o şekerden 2 enerji alıyoruz..yağdan hiç almıyoruz..o enerji olmayı versin o yağ enerjiye dönüşmesin.
mitokondri çalışmasın.. iyi yemekte tek derdimiz kilomuzmu. zaman geçtikçe hasta oluyoruz.SANIYORUZKİ yerken 
yukardan alıyoruz işimize yarayanı alıyoruz işimize yaramıyanı aşağıdan çıkarıyoruz. 
ama eyer yiyecek yakıtsa bunun bir EGSOZU var. 
bir yiyeceğin sağlıklı olup olmadığını ilk anlatan şey MİTOKONDRİ dediğimiz fabrikada besinler yakılırken egsozunun çok olup olmadığıdır....
yerken koyduk ve çıkardık sanırız ama çıkaramadıklarımızda var.
yani MİKRO düzeyde içimizde çöpler birikiyor.her an enerji var.. çünkü ATP siz olmuyor..

ÇÖP = SERBEST RADİKAL..
ve bu serbest radikaller bize zarar veriyor. ve hastalıklarla yakın alakası var. 
BEN FABRİKAYA YAKIT OLARAK SEÇTİĞİM BESİNDEN AZ EGSOZ DA ÇIKARABİLİRİM 
çok egsoz da çıkarabilirim..
sağlıklı ve sağlıksız besinler yakma esnasında çıkardığı egsoz ile değerlendirilir. 
bu egsozun adı SERBEST RADİKALDIR.. 
TÜM HASTALIKLARDA ORTAK NOKTA mitokondrilerin serbest radikal hasarına uğramasıdır.
örneyin alzaymır serbest radikal hasarıdır..eklemlerdeki romatizma serbest radikal hasarıdır. 
biyo kimyacı gözüyle bakarak her hastalık başlamadan o hastalığa 10 sene var dersek yediklerimizden enerji 
üretirken SERBEST RADİKAL dediğimiz çöplerin birikmesi ile o fabrika çöküyor.
ve artık orda enerji üretilmiyor..
o fabrika yani o hücre hangi organda ise o organ hasar görüyor.. 
YANİ HASTALIKLARIN BAŞINDA enerji üretimindeki.. motor yakıt.. ve egsoz.. işinde bir matematik hatası başlıyor ve 
devam ediyor.
Hiç hastalanmasakta sorun değil.sapa sağlam olabiliriz.
ama sadece YAŞLANIYORUZ OLMAMIZIN bile bu çöplerin birikmesinde ve vucudun onları eskiye göre 
temizliyememesinde HAYATTA KALDIKÇA yedikçe içtikçe o ATP için BEDELİNİ PASLANMA OLARAK ÖDÜYORUZ..

yani YAŞLANMA = PASLANMIŞ MİTOKONDRİLER..

CANIN BEDELİ PAS yani OKSİDASYON oluyor..
yani CANLILIĞIMIZI PASLA TAKAS EDEREK HAYATTA KALIYORUZ..

Anne karnından çıktık ilk sütü emdik. anında oksjen ile o sütün yanması anında çıkan o egsozlar 70 yaşına kadar 
birikicek ve ondan sonrada ölmede paslanmanın sonucudur.
Canlılığın sonu paslanma ile bitiyor.

Şimdi 2 milyar geriye gidersek mitokondriler yoktu sadece bakteriler vardı..O zaman canlılığın kaynağı güneş idi. 
yani CANIN SEBEBİ IŞIK FOTON idi.
GÜNEŞ VE Işıktan tüm canlılar oluştu. güneşe canlılığımızı borçluyuz.
FOTO SENTEZ i konumuza bağlayalım
bizden evvel bitkiler vardı. FOTOSENTEZ MUCİZE bir olaydır.
çime basıyorsun çiçek var manavda meyva sebze var.
bunların hepsi aslında GÜN IŞIĞINI almışlar içlerinde tutmuşlar onu maddeye çevirmişler 
fotosentez ve bizim yaptığımız şey BİRBİRİNİN TERSİ. anlatalım Biz birbirimiz için yaratıldık yani insanlar ve bitkiler

BİTKİLERİN YAPTIĞI 
guneş´artı su artı karbondioksit = yiyecek artı oksijen olur

BİZİM YAPTIĞIMIZ
yiyecek artı oksjen = ATP artı su artı karbondioksit

Bu yüzden biz bitkilerle birbirimiz için yaratıldık.
IŞIĞI aramızda döndürüyoruz..
Bunu fizik anlatımı ile inceleyelim
ENERJİ VE MADDE BİRBİRLERİNE DÖNÜŞÜRLER
mitokondriler madde dönüştücüydü ve ATP enerjisine dönüştürüyordu.
Bitkilerdeki yiyeceklerden o ATP yi alırken aslında o bitkinin içine IŞIK giriyordu bunları birleştirelim
IŞIK foton olarak dalga halinde onu madde yaptığında elektron oluyor.
IŞIK ve MADDE
E= mc2
IŞIK ELEKTRON olur
ELEKTRON ATP olur

Bix besinleri yediğimizde aslında o IŞIK elektron olmuş onu yiyoruz yiyecek dediğim sey o yani
acaba haklımıyım diye sağlama yapalım şimdi

yediğin her yiyecek MİTOKONDRİLERE GELİR ve o maddeden enerji üretilir.

Mitokondri nin içindeki enerji üretme sisteminin adı ELEKTRON TRANSPORT ZİNCİRİ dir.

her yiyecek ister simidi ısır ister elmayı ısır sonunda içindeki elektronlar üstünden sana enerji verirler
Sonuçta ATP dediğimiz sey aslında elektronlardan elde edilen bir şeydir.
demekki biz YEMEKTE ELEKTRON ALMIŞ OLUYORUZ..
Haa o zaman elektronunda orijinal hali IŞIK olduğuna göre
bir şeye iyi ve sağlıklı demek için İÇİNDE İŞİK VARMI DİYE BAKMAMIZ GEREKLİ.
ve bu IŞIĞI NE KADAR EMDİ 
NEDEN SAĞLIKLI???
içinde
IŞIK = ELEKTRON = ANTİOKSİDAN var

Tüm uygulanan farklı diyetlerin keto vegan vejeteryan taş devri aralıklı oruç un arkasında bu var. 
bu diyetlerde sunulan besinler IŞIĞI NE KADAR EMDİ.. bu ışığı emme derecesine göre diyetler farklıdır

Tüm farklı diyetler benimkisi en iyi diyet diye iddia ediyor bak bakalım o besinlerde ışık varmı!!

hayvan doğa damı otladı yada ahırda beton zeminde yan gelip yattımı!! o hayvan güneşe ulaşmışmı.

BİTKİLERİ doğrudan alırız
hayvanlarıda onlar önce bitki yedikleri için dolaylı olarak alırız.

yemekte aramamız gereken özelliğe Biz IŞIK dedik
ışığın madde haline ELEKTRON dedik
Siz ona ANTİOKSİDAN diyebilirsiniz.

Mor renkli bitkiler ANTİOKSİDAN ÖZELLİK taşır
bütün morlar yeşiller diğer renkler de IŞIK vardır.

Moru düşünürsek içinde ışık var ve ışığın rengi MOR

MOR IŞIK yani UV en küçük dalga boyuna ama en yüksek enerji ve titreşime sahip
onu kurcaladığınız zaman teknik bilgi olarak içindeki atomların çok elektronlu olduğunu anlıyoruz.

MOR larda antioksidan var derken içinde çok ELEKTRON var demek istiyoruz.
ve aslında çok IŞIK var demiş oluyoruz.

NE YERSEN YE O YİYECEĞİN İÇİNDE ELEKTRON VARSA YEMELİSİNİZ
elektronun karşılıgı ışık olduğuna göre aslında vardığımız şey bizim GÜNEŞ ışığıdır.

BESLENME
GÜNEŞ---IŞIK
YEMEKTİR.

güneş ışığının elektronları o yemeğe ne kadar DOĞRUDAN ulaşıyorsa o kadar can kazanıyoruz demektir.
Hayvanlar ot yediği için hayvandan ışığı dolaylı alıyoruz. doğrudan almıyoruz.

SAVAŞ BİTTİ tercih yaparken örneğin elma ile simit arasında bak bakalım hangisine IŞIK girdi
ışıklı elmayı tercih et... ışıksız simidi değil

GÜNEŞ TOPRAK ve MUTFAK arasında yetişen besinlerin başına kötü bir şey gelmemişse
maceralar gelmemişse markete gidip paketlenmemiş ise 
bu bizim için çok iyi bir şeydir. gönül rahatlığı ile yiyin
ÇÜNKÜ ONUN İÇİNDE IŞIK VAR.

bizler sadece yiyerekmi elektron alıyoruz sanıyorsunuz.
ELEKTRONU bulmanın başka yollarıda var.

ÇIPLAK AYAKLA TOPRAĞA BAS
her adimda bir elma bir biber bir armut yiyor olacaksın çünkü elma biber armutta da elektron alıyordun.yemek yemeden BEDEVA ya elektron alıyorsun
çünkü yer yüzü elektron dolu çünkü topraktanda elektron alırız.
ayakaltı deri hücrelerinden topraktaki elektron sana geçer.
oradanda kan dolaşımına geçer.

Güneş ışığını yazın daha iyi hissederiz.
çünkü vitamin D3 vucudun emebileceği güneş miktarıdır..
bu güneş miktarı düştüğü için hastalanıyoruz.

Ormanlarda ağaçlara sarıldığın zaman ağaçtaki elektronu alıyorsun.

elektron yerine NEGATİF İYON da diyebiliriz.
çünkü negatif iyonu toprak ve güneşten alırız..

BİZ IŞIK VE ELEKTRON ÜZERİNDEN DÖNEREK ENERJİ ÜRETİYORUZ..

BİZ IŞIK YİYEN YARATIKLARIZ.

IŞIK YİYORUZ

BOL IŞIKLI GÜNLER.. DERLEME Tarik Kupoglu  SUNUMU YOUTUBE TAN SEYREDEBİLİRSİNİZ.